 |
 |
 |

CİHANGİR’İN TARİHÇESİ

Deniz tarafından Salıpazarı, Fındıklı ve Kabataş, karadan ise Tophane, Taksim ve Ayazpaşa semtleri tarafından çevrelenen Cihangir’in adına ilk kez 1561 tarihli bir metinde rastlamaktayız.

Bölgede ilk iskan 1559 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’ın Halep’te 22 yaşında ölen oğlu Şehzade Cihangir adına yaptırdığı bir Mimar Sinan eseri olan Cihangir Camii’dir. Ayrıca inşa edilen tekke ve sıbyan mektebi ile caminin çevresinde bir mahalle oluşmaya başlar.

Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde Halveti tarikatının Cihangiri kolunu kuran Şeyh Hasan Burhaneddin Efendi’nin 17. yy birinci yarısında burada olduğunu söyler. Şehrin en havadar ve en güzel manzaralı yerlerinden birine özellikle inşa ettirilen bu ahşap yapı, 2 kez yangın geçirdikten sonra, 1889’da Padişah II. Abdülhamid tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmışve bugün gördüğümüz şekline bürünmüştür. Son yıllarda ciddi bir onarım gören (iç mekanda) caminin Barok karakterli kalem işleri, avlunun kuzey duvarına monte edilmiş – türünün tek örneği olarak bildiğimiz – caminin maketi ile bahçe terasından panoroma görülmeye değerdir.

17. yy’da semt, Tekke’nin de gelişmesi ile birlikte, büyük bir canlılık kazanır. İmar faaliyetleri artar. Evliya Çelebi, İstanbul Tarihi adlı kitabında semtten şöyle bahseder.

“Cihangir tepesine kadar olan ev ve binalara bak. Tepeye 240 basamakla çıkılır. Kanuni, Cihangir adına bir cami ve etrafına dairevi bir mevkide aynı adla odalar yaptırdı…”

Yerleşim birimleri arttıkça semt yeni bir tehlike ile yüzyüze gelir. Yangınlar. İkisi çok büyük olup, birkaç mahalleyi yok eden yangınlar sırasıyla,

1719 Fındıklı
1765 Cihangir– Sürre Emini Hasan Ağa’nın Tophane’deki konağından yayılır
1771 Çivic
1823 Tophane
1874 Cihangir – Tophane

yıllarında olmuştur. Semtin yangınları ve zorlu coğrafi yapısı, bu bölgenin tulumbacılarını da meşhur etmiştir ve adlarına tekerlemeler üretilmiştir.

“Hendek’le Cihangir, bir de Topçular,
Bunlar en iyi tulumbacılar…”

Tabii ki, hem yaşamı sürdürmek, hem de yangınları söndürmek için çok önemli bşr unsur daha vardır. Su. Semt, Cihangir Camii’nin inşası ile birlikte “çeşme’ye de kavuşmuş ve geçen zaman içinde toplam 21 adet çeşme inşa edilmiştir. Bugün bu çeşmeleri sadece 17’si yerinde bulunmaktadır.

Su, özellikle 1. Mahmut ve annesi Saliha Valide Sultan’ın zamanında yaptırılan bentler sayesinde bu bölgeye de çeşmeler yoluyla ulaştırılabilmiş ve 18. yy’dan itibaren çeşme yapımı hız kazanmıştır. Önemli birkeç çeşmeyi şöyle sıralayabiliriz.

Hafız Ahmed Paşa Çeşmesi (Kazancı)
Paşa Baba Tekkesi Çeşmesi
Mahmud Efendi Çeşmesi
Defter Emini Çeşmesi
Cihangir Camii Çeşmesi
Saliha Sultan Çeşmesi
Kadirihane Çeşmesi

Adı geçen son çeşme Cihangir’in Tophane’ye inen yokuşlarından birinin üzerinde – bugünkü adı Kadiriler Yokuşu – kurulmuş olan semtin bir diğer önemli yapı kompleksinin içindedir: Kadirihane.

İstanbul’un günlük hayatına 17.yy başlarında Tosyalı Şeyh İsmail Rumi tarafından sokulmuş, esası Bağdat’ta bulunan bu tarikat Türkleştirilip, Asitane’si yani icazetin verildiği esas merkez burası olmuştur.

Bu yapı da Bizans’tan kalma bir manastır kalıntısının – Hagıos Makyaveion Manastırı – üzerine inşa edilmiştir. 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasına değin çeşitli eklemelerle büyüyen ve önemli bir yere sahip olan bu yapıda yakın zamana değin son postnişin tarafından Muharrem Aşuresi gibi gelenekler sürdürülmekteydi. Ne yazıktır ki, 1997 yılında çıkan bir yangın (!) sonucu bu tarihi yapının da büyük bir bölümü yok olmuştur.

Özellikle 19. yy sonundaki büyük yangın ile neredeyse tümü yok olan bir tekkeler diyarı Cihangir.

Gülşenihane
Skabaşı (Tatar Osman Efendi) Tekkesi
Paşa Baba Tekkesi
Kadirihane
Cihangir Tekkesi

Bunlardan bazılarıdır.

Semtte erken dönemden bugün sağlam olarak ayakta kalanlar ise genelde camii ve hamamlardır.
Cihangir Camii
Defterdar Camii
İlyas Çelebi Camii
Kazancı Camii
Firuzağa Camii
Muhyiddin Molla Fenari Camii (Çukurcuma)
Çukurcuma Hamamı
Firuzağa Hamamı
Galatasaray Hamamı
Ağa Hamamı

20. yy’a geldiğimizde ahşap yapılar artık yavaş yavaş yok olmaya başlar ve yeni mimari stillerin uygulandığı yapılar boy gösterir.

19. yy sonlarında İstanbul’un ağırlıklı olarak Pera kesiminde çalışmış olan Rum ve İtalyan mimarların Art Noveau tarzı, imzalı – yani, üstlerinde adlarının yazılı olduğu – binalarına Cihangir’de sıklıkla rastlamak mümkündür.

Son yıllarda inşa edilen birkaç ruhsuz binayı saymazsak, hangi sokağa girerseniz girin, sizi 50 ila 120 yıllık bir geçmişe sahip Art Noveau, Art Deco ve Birinci Ulusal Mimarlık sitilinde yapılmış binalar karşılayacaktır. Bir ipucu olarak, bu yapıların en güzel örneklerini görebileceğiniz birkaç sokak ve cadde adı sıralayalım:

Akarsu Caddesi, Coşkun Sokak, Altın Bilezik Sokak, Tüfekçi Salih Sokak, Oba Sokak, Lenger Sokak, Yeni Yuva Sokak, Susam Sokak, Güneşli Sokak ve Cihangir Caddesi.

Sözlü Tarih Çalışması

Eski Cihangirlilerin, yurt dışına göçmüş olsa dahi izi sürülerek en geniş biçimde anılarının derlenmesi, 20. yüzyıl Cihangir’ini hiç olmazsa anılarla

|

|
 |











|